İçeriğe geç
Bursa Metin

Gündelik meraklara sade cevaplar

Yeme İçme 4 dk okuma Mert Uluçay

Bulaşık Yıkamanın Doğru Yolları: Su, Hijyen ve Zaman Tasarrufu

Akan su altında yıkamaktan sünger hijyenine, ön durulamanın gerekliliğinden makine yerleşimine kadar bulaşığı daha az suyla ve daha temiz yapmanın kuralları.

Bulaşık, mutfakta en çok tekrarlanan iştir. Günde birkaç kez yapılır, kimse sevmez ve neredeyse herkes kendi yöntemini yıllar önce belirlemiştir. Bu yöntemin verimli olup olmadığı ise nadiren sorgulanır.

Oysa bulaşığın yıkanma biçimi üç şeyi doğrudan etkiler: harcanan su ve enerji, mutfağın hijyeni ve kapların ömrü. Doğru bir düzen kurulduğunda aynı iş daha kısa sürede, daha az suyla ve daha temiz sonuçla biter.

Akan su altında yıkamanın maliyeti

Elde bulaşık yıkarken en yaygın hata, musluğu baştan sona açık bırakmaktır. Sabunlama, ovalama ve ara işlemler boyunca akan su, tamamen boşa gider.

Daha verimli yöntem, iki bölmeli bir düzen kurmaktır: birinde deterjanlı su, diğerinde durulama. Tek eviyeli mutfaklarda büyük bir leğen bu işi görür. Bu düzene geçen bir hane, bulaşık başına harcadığı su miktarını belirgin biçimde düşürür. Musluğa takılan basit bir perlatör de akışı havayla karıştırarak tüketimi azaltır.

Ön durulama gerekli mi

Bulaşık makinesi kullananların çoğu, kapları makineye koymadan önce elde yıkar. Bu, çoğu zaman gereksiz bir işlemdir ve iki kez su harcanması anlamına gelir.

Modern makinelerin sensörleri kirlilik düzeyine göre program ayarlar; tamamen temiz konan kaplarda makine düşük yoğunlukta çalışır ve sonuç bazen daha kötü olur. Yapılması gereken, katı artıkları kaşıkla ya da kağıtla sıyırmaktır. Yanmış tencereler ve kurumuş yumurta kalıntısı gibi zor durumlar ise ıslatmayla çözülür, ön yıkamayla değil.

Doğru sıra iş yükünü azaltır

Bulaşıkta sıra önemlidir. En az kirli olandan en kirliye doğru ilerlemek, suyun daha uzun süre kullanılabilir kalmasını sağlar.

Pratik sıra şudur: bardaklar, çatal bıçak, tabaklar, servis kapları ve en sonda tencere tavalar. Yağlı kapları başta yıkamak, tüm suyu kirletir ve bardaklarda leke bırakır. Ayrıca bardakları yağlı bir süngerle yıkamak, üzerinde ince bir film oluşturur ve bu film kuruduğunda mat bir görüntü verir.

Islatmanın gücü

Kurumuş kalıntıyı kazımak hem zaman hem de yüzey kaybıdır. Sıcak su ve biraz deterjanla on beş dakika bekletmek, aynı işi kendiliğinden yapar.

Yanmış tencere için tabanı örtecek kadar su ve bir tatlı kaşığı karbonatla birkaç dakika kaynatmak, en inatçı kalıntıyı bile gevşetir. Pirinç ve makarna gibi nişastalı artıklar için soğuk su daha etkilidir; sıcak su nişastayı pişirip yapıştırır. Bu küçük ayrım, tencere ovalamaya harcanan süreyi ciddi biçimde kısaltır.

Su sıcaklığı ve deterjan miktarı

Yağın çözülmesi için sıcak su gerekir, ancak elle dayanılamayacak sıcaklıkta su ne gereklidir ne de güvenlidir. Ilık ve sıcak arası bir sıcaklık yeterlidir; eldiven kullanmak hem eli korur hem de daha sıcak suyla çalışmaya izin verir.

Deterjanı fazla kullanmak yaygın bir alışkanlıktır ve iki sorun yaratır: durulama uzar, dolayısıyla su tüketimi artar; ayrıca kaplarda kalıntı kalabilir. Birkaç damla deterjan bir eviye dolusu su için yeterlidir. Köpük miktarı temizlik gücünün göstergesi değildir.

Sünger, mutfağın en kirli nesnesi

Sürekli nemli kalan bulaşık süngeri, mutfakta bakteri yoğunluğu en yüksek nesnedir. Yıkanan kapları temizlemek yerine kirletmeye başlaması mümkündür.

Her kullanımdan sonra süngeri iyice durulamak, sıkmak ve havalanan bir yere koymak zorunludur. Eviyenin içinde ıslak bırakılan sünger en kötü senaryodur. Süngerler düzenli aralıklarla değiştirilmelidir; koku gelmeye başlamışsa değişim zamanı çoktan geçmiştir. Fırça kullanmak, saplı ve daha çabuk kuruyan yapısı nedeniyle hijyen açısından genellikle daha iyidir.

Kurulama ve süzme

Havluyla kurulamak hızlıdır ama havlu kısa sürede nemlenir ve kirlenir. Nemli bir bez, temizlenmiş kaba mikroorganizma taşıyabilir.

En hijyenik yöntem, kapları süzdürmeye bırakıp havayla kurutmaktır. Bardakları ters çevirmek, tabakları dik dizmek ve kapların birbirine yaslanmamasına dikkat etmek kuruma süresini kısaltır. Kurulama bezi kullanılıyorsa her gün değiştirilmelidir. Kaplar tam kurumadan dolaba kaldırılmamalıdır; kapalı dolapta kalan nem koku ve küf yapar.

Eviye ve gider bakımı

Temiz görünen bir eviye, gideri tıkanmaya başlamış olabilir. Yağ ve yemek artıkları boruların içinde birikerek zamanla akışı yavaşlatır.

Kızartma yağını lavaboya dökmemek en temel kuraldır; yağ soğuduğunda boru cidarında katılaşır. Süzgeç kullanmak katı artıkları tutar. Haftada bir gideri sıcak suyla akıtmak ve ara sıra karbonat ve sirke uygulamak koku oluşumunu geciktirir. Buna rağmen tahliye yavaşlıyor, dolap altında nem ya da leke görünüyorsa mesele basit bir tıkanıklık olmayabilir; evde su kaçağını erken teşhis etmek büyüyen bir hasarın önüne geçer.

Makineyi verimli kullanmak

Bulaşık makinesi, doğru kullanıldığında elde yıkamadan daha az su harcar. Ancak bu, makinenin dolu çalıştırılmasına bağlıdır. Yarı dolu bir makine, avantajını büyük ölçüde kaybeder.

Yerleşim de önemlidir: kaplar birbirini gölgelemeyecek şekilde, kirli yüzeyleri püskürtme kollarına bakacak biçimde dizilmelidir. Derin kaplar ters çevrilmeli, tahta ve döküm ürünler makineye konmamalıdır. Ekonomik programlar daha uzun sürer ama daha az enerji harcar. Filtreyi düzenli temizlemek ise hem yıkama kalitesini hem de makinenin ömrünü doğrudan etkiler.

İşi biriktirmemek

Bulaşığın en yorucu hali, birikmiş halidir. Az miktarda ve sık aralıklarla yapılan bulaşık, tek seferde yapılan büyük yığından hem daha kolay hem de daha az sürelidir.

Yemek pişerken aradaki boş dakikalarda kullanılan kapları yıkamak, sofra kalktığında geriye yalnızca tabakları bırakır. Kirli kabı hemen suya bırakmak da kalıntının kurumasını önler. Bu iki alışkanlık, bulaşığı mutfaktaki en büyük yükten sıradan bir ara işe dönüştürür.

Yeme İçme kategorisinden